22 Haziran 2025 Pazar

Selim Tuncer


 

1959 yılında Ordu’nun Ünye ilçesinde doğan Ahmet Selim Tuncer, Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’nden 1984 yılında mezun oldu. Akademik kariyerini, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde yüksek lisans yaparak sürdürdü.

Meslek hayatına yayıncılık ve editörlükle adım atan Tuncer, zamanla grafik tasarım ve reklamcılığa yöneldi. 1987’de reklam dünyasına giriş yaptı ve 1992’de kurduğu Mass Ajans ile sektördeki yerini sağlamlaştırdı.

İlerleyen yıllarda kurduğu Genna MCG çatısı altında yaratıcı iletişim stratejilerine imza attı. Türkiye’de reklamcılık alanına yön veren çalışmaları ve sektörün yetişmiş birçok ismine ilham kaynağı olan Tuncer, pek çok konferans ve etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı.

Üretkenliği, özgün bakış açısı ve sektöre kattığı değerlerle anılacak.

(Ekotürk sitesinden)






20 Haziran 2025 Cuma

Sadi Pektaş 17.10.1943 - 20.06.2025




Döneminin en önemli grafik tasarımcı, sanat yönetmeni ve resimlemecilerinden olan Sadi Pektaş, 17 Ekim 1943’te Karabiga’da doğdu. Evli, iki kız çocuğu babası. 1961’de girdiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden 1966 yılında mezun oldu.


Pektaş, reklam ve tasarım kariyeri boyunca birçok oluşumun merkezinde önemli görevler üstlendi. 1965–1967 arasında İlsan İlaç Sanayi’nde, 1967–1978 arasında Manajans’ta, 1979–1981 arasında da Ajans Ada’da sanat yönetmenliği yaptı. 1981'de  İndeks Reklam Ajansı’nın kurucuları arasında yer aldı; ajansın 1993'e kadar sanat yönetmenliğini de sürdürdü. 1993–1999 arasında da Birleşik Reklamcılar’da sanat yönetmeni olarak çalıştı.


Grafikerler Meslek Kuruluşu (GMK) üyesi Pektaş logo, resimleme, basın ilanı, broşür ve faaliyet raporu tasarımı konularında çeşitli ödüller kazandı. Who is Who in Graphic Art adlı yayına seçilen sayılı grafik tasarımcıdan biri oldu. 1983’te, Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi’ne giren birkaç grafik tasarımcı arasında yer aldı.


1987–1992 arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak illüstrasyon ve reklam grafiği tasarımı derslerini verdi. 1992–2003 yıllarında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde grafik tasarım, resimleme, bilgisayar grafiği ve sanat yönetmenliği derslerine girdi. 2010’dan itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde reklamda grafik tasarım ve uygulamaları dersini verdi. Yaşamını Ayvalık’ta sürdürdü. 


2003'te  İTO için yaptığı 2700 Yıllık Bir Ticaret Kenti İstanbul kitabının tasarımı gibi birçok önemli tasarımı olan Pektaş’ın hemen hatırlanan çalışmalarından bazıları şunlardır: Pınar Süt için logo ve ambalaj tasarımları, 1974. İpekkâğıt, Selpak logo ve ambalaj tasarımları, 1981. Adam Yayıncılık logo, 1981. Karaca Örme sanayi logo, 1982. Can Yayınları çocuk kitapları resimlemeleri, 2007.


En son, 1978'den beri üzerinde titiz, izlenimci ve araştırmacı bir anlayışla yarattığı 6–12 yaş çocuklarına yönelik Öykülerle ABC (2004) ve ikinci kitabı olan Doğa Dostları (2004) adlı kitapları yayımlandı.


Metin:
Ömer Durmaz

 

Pektaş, reklam ve tasarım kariyeri boyunca birçok oluşumun merkezinde önemli görevler üstlendi. 1965–1967 yılları arasında İlsan İlaç Sanayi’nde, 1967–1978 yıllarında Manajans’ta, 1979–1981 arasında da Ajans Ada’da sanat yönetmenliği yaptı. 1981 yılında İndeks Reklam Ajansı’nın kurucuları arasında yer aldı; ajansın 1993 yılına kadar sanat yönetmenliğini de sürdürdü. 1993–1999 yılları arasında da Birleşik Reklamcılar’da sanat yönetmeni olarak çalıştı.


Grafikerler Meslek Kuruluşu (GMK) üyesi Pektaş logo, resimleme, basın ilanı, broşür ve faaliyet raporu tasarımı konularında çeşitli ödüller kazandı. Who is Who in Graphic Art adlı yayına seçilen sayılı grafik tasarımcıdan biri oldu. 1983’te, Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi’ne giren birkaç grafik tasarımcı arasında yer aldı.


1987–1992 arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak illüstrasyon ve reklam grafiği tasarımı derslerini verdi. 1992–2003 yıllarında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde grafik tasarım, resimleme, bilgisayar grafiği ve sanat yönetmenliği derslerine girdi. 2010’dan itibaren İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde reklamda grafik tasarım ve uygulamaları dersini veren tasarımcı, yaşamını Ayvalık’ta sürdürmektedir. 


2003 yılında İTO için yaptığı 2700 Yıllık Bir Ticaret Kenti İstanbul kitabının tasarımı gibi birçok önemli tasarımı olan Pektaş’ın hemen hatırlanan çalışmalarından bazıları şunlardır: Pınar Süt için logo ve ambalaj tasarımları, 1974. İpekkâğıt, Selpak logo ve ambalaj tasarımları, 1981. Adam Yayıncılık logo, 1981. Karaca Örme sanayi logo, 1982. Can Yayınları çocuk kitapları resimlemeleri, 2007.


En son, 1978 yılından beri üzerinde titiz, izlenimci ve araştırmacı bir anlayışla yarattığı 6–12 yaş çocuklarına yönelik Öykülerle ABC (2004) ve ikinci kitabı olan Doğa Dostları (2004) adlı kitapları yayımlandı.


Metin: Ömer Durmaz

 

21 Mart 2025 Cuma

Osman Sınav Ağustos 1956 - 20 Mart 2025


Vikipedi'den

Ağustos 1956'da Burdur'un Yeşilova ilçesinde doğdu. 1975 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünü bitiren Sınav, tekstil tasarımıyla da ilgilendiği için 1977'de aynı okulun Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu Tekstil Dizaynı Bölümüne kaydoldu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema Televizyon Enstitüsünde de eğitim gören Sınav, 1979 yılında mezun oldu.

Profesyonel iş hayatına Man Ajans'ta metin yazarı olarak çalışmaya başlayarak atılan Sınav, reklamcılık kariyerine daha sonra 1980 ve 1984 yılları arasında Grafika Lintas isimli ajansta devam etti. Metin yazarlığının yanı sıra creative grup başkanlığı görevini de yürüten Sınav, 1984 yılında Sinegraf Film Yapım/Yönetim Ltd. Şti.ni kurdu. 

Yazdığı 500'e yakın reklam filmi ve kampanyayla uzun soluklu reklamcılık tecrübesine 1987'de son noktayı koyan Sınav, artık sadece sinema projeleri üzerine yoğunlaşmak istiyordu.

27 Şubat 2025 Perşembe

Sait Aytemür



Gaye Boralıoğlu'nun hatırlattığı MediaCat yazısı. 

Çok deliydi. Çok akıllıydı. Deli deli güler sonra birden öfkelenirdi. Bazen bir ip cambazı olduğunu düşünürdüm, insana her an düşüverecek hissi veren. Düştü. Sait’i kaybettik. Sait Aytemur’u.
Manajans’ın müşteri ilişkileri direktörüydü bir vakitler. Çok sağlam adamdı. 
Son yazılarından birini bırakayım buraya…

Beyin çürümesi 

Kapitalizm yeni feodalizm olmuştu. Dijital platformlar üzerinde yeni köleler vardı. Bu köleler ucuz maliyetli içerik üreticisiydi. Hepsi dijital derebeylerine çalışıyordu. 

"MediaCat dergisine, ilk yıllarından itibaren yazdıklarımla mütevazı katkılar yapmaya çalıştım. Bin yıl önceydi diyebilirim. O yıllarda sinema işletmecisi bir arkadaşımla sofradaydık. Daha açık ifadeyle rakı sofrasında. Seçkin Avrupa filmleri, arthouse filmler gösteren bir sinemanın işletmecisi. O sinemanın müdavim patronları arasında bugün zindanda olanlar var. Sinema da tarih oldu.

Sinemacı arkadaşımla interneti ve filizlenen sosyal medyayı tartışıyorduk. O bir çeşit cennet görüyordu ufukta. İnternette oluşan iletişim ve sergileme ortamlarının demokrasiye büyük katkı yapacağını savunuyordu. Özgür ifade ortamı genişleyecek ve derinleşecekti. Bunun sonucunda yeni sentezler oluşacak ve demokratik hayat zenginleşecekti. Kültürler arası temas yoğunlaşacağı için yerel ve küresel barış ortamı gelişecek diyordu arkadaşım. Gerici akımlar, gelişmiş demokrasilerden akan iletişim, kurulan dostluklarla zayıflayacaktı. Örneğin, siyasette rekabet daha seküler ve rasyonel bir eksene evrilecekti. Kadına şiddet azalacak ve uzun vadede ortadan kalkacaktı. Klasik medya da olumlu yönde değişmek zorunda kalacak, çokseslilik artacaktı. Gençleşecek ve modernleşecekti. Daha çok kadın yazar olacaktı. Dış dünya haberi çoğalacaktı. Arkadaşım çok iyimserdi. Bense her zaman olduğu gibi temkinli ve hatta kötümserdim.

Televizyonun şahane olduğu yıllar

1977-81 arasında ABD ve Kanada’da lise ve üniversitede okumuştum. Sol demokrat bir ailenin yanında yaşamıştım. Sabık Maryland Valisi Preston Lane’in kızı Dorothy Lane ve eğitimci din adamı Worthington Campbell’in evinde. ABD Watergate travmasından Carter yönetimine geçişteydi. Carter, Nixon neyse onun tersiydi. Ve o yıllarda Trump gibi bir soytarının ABD başkanı olabileceği hayal bile edilemezdi. Ünlü televizyon habercisi Walter Cronkite yeni emekli olmuştu. Amerikan halkının güvendiği haberci. Brinkley, Chancellor, NBC ana haberdeydi. MacNeill/Lehrer, PBS yani kamu televizyonu habercisi. Mike Wallece ise 60 Minutes efsanesiydi; henüz tütün tröstleri skandalı uzaktı. Peter Jennings, Tom Brokaw çok gençti. Bill Moyers çok iyi haber programları yapıyordu. Ciddi ve derin. David Frost, ünlü Nixon söyleşilerini yapıyordu. Nixon’a özür diletmek için! Nixon ise, “I screwed it up!” diyerek sıyrılmaya çalışıyordu. Norman Lear dönemiydi. Televizyon şahaneydi. All in the Family, MASH, Mary Tyler Moore, Bob Newheart, Roots, Tinker Tailor Soldier Spy vb…

Köprünün altından çok sular aktı. Rakı sofrasındaki iyimser arkadaşımın idealize ettiği internet ortamı herkesi sardı sarmaladı. Fenomenler pazarlamanın başat aparatı oldu. Estetik ve güzellik elektrik süpürgesi mucitlerinin uzmanlık alanı oldu. Vakum etkisiyle doğum izlerini silmeyi vaat eden. TikTok ve benzeri ortamlarda herkes şov insanı ve tüccar oldu. Artık kapitalizm yeni feodalizm olmuştu. Dijital platformlar üzerinde yeni köleler vardı. Bu köleler ucuz maliyetli içerik üreticisiydi. Tek amaçları dikkat çekmekti. Dikkat çekmenin karşılığı paraydı. Hepsi dijital derebeylerine çalışıyordu. Küçük ve orta işletmeler de dijital platformlara kâr payı vermeden yaşayamazdı. Hepsi sergilemeden nakliyeye dek derebeylerine mahkûmdu.

Çokseslilikten teksesliliğe

Derebeyleri sadece internete hâkim değildi. Onlar aynı zamanda gazete patronuydu. İletişimin tüm dallarını ellerine geçirmişlerdi. Çokseslilik tekseslilik olmuştu. Reklamın çerçeve içinde olması gibi kurallar tarih olmuştu.

  • Eli Acıman gibi reklamcılar tarih olmuştu.
  • Ve tarih siliniyordu.
  • Para saçan makineler.
  • Son model spor otomobiller.
  • Devasa villalar.
  • Havuzlarda çıplak bedenler.
  • Emniyete ve adliyeye girip çıkan fenomenler.
  • Karayken ak olanlar.
  • Akken kara olanlar.
  • Sokakta tecavüz edilenler.
  • Yoğun bakımda para için işkence edilen bebekler.
  • Dere yataklarına atılan melekler.
  • İnternet platformu uzmanı katil ruhlular.
  • Gösterişi sevgiye ikame edenler.
  • Siyaseti silaha çevirenler.
  • Kadını, çocuğu öldü.
  • Barış yerine savaşı.
  • Katliam ve yıkımı.
  • Hepsini sergileyenler.
  • Trump gibi birinin silahına dönüşen sosyal medya.
  • X ve Musk dünyası.
  • Twitter bye bye, X hello.
  • XXX

Sonuçta yıllar geçti. Yazılar kitap oldu. Kitaplar nadir kitap. Belki çöp oldu. Ve baktım ki, Oxford saçma sapan içeriği tüketen milyarların beyninin çürümesini yılın kelimesi yapmış: Brain Rot.

Ben yıllardır ne üzerine yazmıştım?

Rakı sofrasında iyimser arkadaşıma ne anlatmıştım?

Beyin çürümesi.

Sait Aytemur




 Deniz Mukan, Facebook'ta:



9 Şubat 2025 Pazar

Paul McMillen 1947 - 2025




9 Şubat 2025 Türkiye saatiyle 10.30'da kaybetmişiz.

Çeşitli ortamlarda bulunduk, çalıştık, gırgır yaptık. Keyifli, bilgili, işlek kafalı biriydi.

Eşiyle de araları çok uzun olmadı demek.

:(



Ümit Ünal'ın Facebook'a yazdığı:

Bu fotoğrafı arkadaşların Facebook storylerinde görünce inanmak istemedim, Bay Paul, Paul Mc Millen veda etmiş. Beni en etkilemiş insanlardan biriydi. Sadece benim değil çalıştığı herkesin hayatında büyük iz bırakmıştı. Birlikte çalıştığım insanlar içinde Ertem Eğilmez'den sonra  bana en çok inanan ve fırsat veren insandı. İlk reklamımı ve sonraki bir çok reklamı, o fırsat verdiği için çektim. RPM/Radar'da çalıştığım 4 yılda ondan çok şey öğrendim. Benzer sözleri eminim başka bir çok insandan da duyabilirsiniz. Çünkü Bay Paul baskıcı, dediğim dedik biri değil, ilgilenen, keşfeden, yol açan bir yöneticiydi. Çok iyi bir okur, çok iyi bir dinleyici, çok iyi bir izleyici, çok iyi bir sanatçıydı. Aynı zamanda çok iyi bir reklamcıydı. İrlanda'da doğmuş, Amerika'da büyümüş, Türkiye'de yerleşmişti. Çok güzel Türkçe konuşur, "mümkün mertebe", "gayr-ı meşru" gibi bir yabancıdan beklenmeyecek laflar kullanıp dinleyenleri şaşırtırdı. Çünkü yabancı değildi, bizi ve ülkemizi çok iyi anlamıştı. Gerçekten "doyumsuz", bitmeyen bir sohbeti vardı. İş toplantıları 3-4 saat sürerdi ama hiç sıkılmazdık. Kitaplar, filmler, resimler, müzikler, yolculuklar, konular bitmezdi. Yıllardır görüşmemiştik ama yeniden karşılaşacağımızdan, eski zamanlardan, yeni zamanlardan, bütün zamanlardan bahsedip yine çok güzel sohbet edeceğimizden emindim. Olamadı, çok çok üzgünüm. Sohbetini çok özleyeceğim. Çok büyük bir kayıp.

Tuğbay Bilbay'ın Facebook'a yazdığı yazı:

Üzgünüm. Onunla birlikte nicedir pek nadir olan zarafetin yitişi.. yaprak dökümü diyecektim ama çınarlar gidiyor üst üste… Bay Paul… çok güzel bir insandınız. Ne şanssız sizi tanımayan... Çok üzgünüm.

Aynur Koç'un Facebook'a yazdığı:

Üzgünüm.
😢
Sektörümüzün büyük bir emekçisi daha aramızdan ayrıldı.
İş hayatım hep Türkiye’de ilk olarak yapılan şirket birleşmelerinde geçti. Bunlardan ilkinde Radar Reklam (ülkemizin en eski ajanslarından biri) Rpm ile birleşti, RPM/RADAR oldu .Rpm’nin sahipleri Paul Mc Millen ile Füsun Gençsu idi. Radar’ın ekibi ile tanışmaya gelmişlerdi, Paulle ilk orada karşılaştım…

Milliyet Reklam Müdürü olunca RPM/RADAR Reklam Ajansı ile reklamalan / verenveren ilişkimiz oldu.

Yollar bu sektörde hep blr yerlerde keşisir. Reklamcılar Derneği’nde de görev aldım, o zaman gördüm ki Paul Mc Millen sektöre çok şey kazandırmış .

Şimdi bu derneğin onur üyelerine baktığımda, çoğunun aramızdan ayrılmış olduğunu gördüm. Ne yazık ki Paul Mc Millen da kayıplarımıza dahil oldu, güzel atlardan birine bindi ve gitti. Eli Acıman, Ersin Salman, Hulki Aktunç, Mustafa Kamer, Nazar Büyüm, Tuncer Bicioğlu ve Paul McMillen başka blr alemde biraraya geldiler. Ruhları şad olsun…

Deniz Mukan'ın Facebook'a yazdığı:

PAUL MCMILLEN...Malesef sektörümüzün en önemli yaratıcılarından ve öncülerinden birini daha kaybettik.Ajansında hiç çalışmadım ama birçok ortamda rastlaştık. Bay Paul İrlanda asıllıydı. Türkçeyi çok iyi ama aksanlı konuşurdu. Böyle aksanlı konuşan birinin ansızın deyimler kullanması, söz oyunları yapması hoş bir sürpriz olurdu. Heykel ve fotoğraf sanatçısıydı aynı zamanda. Sergiler açtığını birçok farklı projede yer aldığını görmüştüm. Çok fikir üreten, çok insan yetiştiren sektör öncülerinden biriydi. Başımız sağolsun.


Yukarıdaki ikinci portreyi çeken Serdar Tanyeli'nin Facebook'a yazdığı yazı:

Bu portresini Nişantaşı’ndaki ofisimde çekmiştim. Sonrasında fotoğraf üzerine güzel bir sohbet etmiştik. Yaratıcılığı ile bize çok şey katmıştı...

Hazım Başaran'ın Facebook'a yazdığı:

Çok ama çok üzgünüm… Güle güle Bay Pol…

Özlem Yalım ve İstanbul Modern:




Reklamcılar Derneği mesajı:




2 Şubat 2025 Pazar

Ümit Denizer 1948 - 2025

 Birkaç gün önce yazıştık. En beklenmedik anda kaybediyoruz zaten insanları...


Tiyatroya gönül ve bitmez emek vermiş, reklam da yazmış arkadaşımız...

Vikipedia'dan:






18 Aralık 2024 Çarşamba

Arhan Kayar 18 Aralık 2024


 Ne biçim yılsa artık, bitmesine günler kala kayıplar bitmek bilmiyor. Şimdi de Arhan'ın haberi geldi. Sektörün ve Türkiye'nin pek çok etkinliğinde katkısı, sorumluluğu, yaratıcılığı bulunan arkadaşımızı yitirmişiz. 'Üçüncü Viyana Kuşatması' kod adlı bir proje anlatmıştım ona, Türkiye için yapılabilecek.  Birlikte kafa yormuş, kafa bulmuş ve eğlenmiştik.

IF Design sitesinden.



                                                  Ahmet Uluğ, Facebook'ta.